Pazar, Şubat 22, 2009

Radikal Analizi, Analiz Edersek

radikal

Salak tv showları üstünden analiz yapmacalar.

Olmayana Ergi falan yazmayacağım. Nette bu mevzu almış yürümüş. Ben de yorumumu katacağım.

Sorun nasıl daha elitist olunacağı mıdır ? Yoksa, "biz öyle değiliz" demece midir ? Bir sorun var ama o nedir ?

Analizi analiz ediyoruz ya bakınız: Argumentum Ad Hominem; yazar tipik bir Türk evini ilk defa görüyor herhalde. Uzaylı gören masum köylü hesabı bir yazı yazmış. Konakta büyümüş anlaşılan. Bahçeşehir Üniversitesine de böyle bünyeler yakışır zaten.

Ben mi ? Vallahi memur çocuğu olarak geldim dünyaya. Ben de memurum, gayet de memnunum yani !!! Ne olacaktı ayrıca ? Bu paraya bu kadar oluyor.

Bunun haricinde:
Ekşi sözlüğe girip bir dünya Semra hanım yazısı gördüğüm günü hiç unutmam. Rahmetli Özal'ın karısına bir şey oldu sandıydım. Benim anladığım kadarıyla bu insanlar bu programları izliyorlar. Bu yazarlardan bahsediyorum. Zira ben hiç izlemiyor ve bu konuları bu kişilerden öğreniyorum.

Şimdi bu salak programları izliyor diye millete laf sokuşturmaya çalışıyorlar.

Radikal Gazetesi böyle dimağlara ruhunu açmış bir gazetedir. Bulanık suda balık avlayanlar. Su duruysa suyu bulandıranlar. Tatlı su balıkçıları sizi. Aklıma gelene bakın ! İbo'nun karısı mıydı metresi miydi neydi ? Birbirinin bacaklarına sıktıranlar vardı. Şimdi bu olaylar gündemin tepesindeydi. Radikal alışılmış ve geleneksel olanın belirgin biçimde dışında ya !!! Yesinler. Bunlar bu mevzuyu haber yapmamışlar. Protesto etmişler diğer gazeteleri. Bütün basın bu olanları manşetten verirken, Radikal haber bile yapmıyor. İşte sorumluluk bilinci işte gazetecilik, medyacılık örneği değil mi ? Ben de bunları burada eleştiriyorum! Değil canım!

Radikal gazetesi keşke o mevzuyu haber yapsaydı. Keşke haber yapsaydı da şu yaptıklarını yapmasaydı. Bu olayları haber yapmadığını yaklaşık iki hafta boyunca yazdı. Evet tüm köşe yazarları bunu yaptı. Belki Murat Belge yazmamış olabilir.

Şimdi benim gibi İbo'nun karısıyla metresiyle ilgili haberlere bakmayan birini düşünün. Benim gibi şu yemek programlarını bilmeyen birini düşünün. Ben elitist miyim ? Ben o muyum ? Şu muyum ? Bilemiyorum. Peki ben neden Radikal gibi bir gazetede, hem de Radikal 2 gibi pek sevdiğim bir ekte bu tür haberlere mağruz kalıyorum ?

Yani Radikal de diğerleri gibi bunları haber yapsın herkese satsın. Bana ben bunlarla ilgilenmiyorum, bak ben bunları böyle eleştiriyorum diye satmasın.
Herşey tartışılır ancak bu şekilde değil. Radikal'in üslubu hiç hoş değil.

Çarşamba, Şubat 18, 2009

Bloxoo ile Tanışma


Nadide bir yazı :) Bu blog için. Alışıldık üslubun dışında.



Sanırım ekşi sözlükten ilk atılmamda 3000 entry'm gitmişti (nefret ederim hala bu entry lafından). Evet o dönem öyleydi. Haybeye giden entryler dönemi. Ondan sonra private sözlükten ikinci atılmamdı, ekşi henüz vermiyordu sanırım entryleri. Private sözlük entrylerimi verdi. Bir exel dosyasıydı hiç unutmam. Bir dünya accountum olurdu o zamanlar. Sürekli atardılar beni. Forumlardan, sözlüklerden atılırdım.

Bazen hank'ın kıçını öpmek diye bir başlık açardım. İnanlara inançlarını sorgulatırdım. Bazen uzaylı gören masum köylü diye bir başlık açardım. Uzaylıydı, cindi metafiziğe karşı yol alırdım.

Don Kişot misali değirmenlere karşıydı savaşım. Hurafe ile mücadele ederdim. Benim Sançom da bilgisayarımdı. Sonra internete takılan genç nüfus için sorgulamayı öğreten yazılar yazdım. Reisirumuz ve hikayeleri. Bir dünya hikayem kayıp, acaba hangi dvdler. Silindi kapatıldılar :).

Sonra Türk Telekom kapatmaya başladı sitelerimi. Bu işi çözemedim tabi. Hangi mahkemedir bu ne kararıdır. İvan İllich iyi ki yaşamamış bu ülkede. Darbe sonrası toplumu bu olsa gerek. Yasaklar, tabular. Ne bileyim, Mevlana eşcinsel olamaz diye yaygara çıkardılar. Oysaki Montaigne kadar büyüktür, Mevlana da. Değerinden ne kaybedecekse ? Şekilcilik böyle bir şey olsa gerek.

O kadar anarşist de değildim. Hiç kimseyi şiddete de teşvik etmedim. Suç sayılabilecek hiçbir şey de yazmadım. Neye istinaden kapattılar sitelerimi bilmiyorum. Hiçbir evrak görmedim. Öylece kapattılar. Onlar kapattıkça klonladım siteleri. Parçalara bölündüm. Her birini sürekli kapatamazlardı ya! Sonra reklam koymaya başladım sitelerime. Beni resmi olarak arayanlar bulabilsin diye. Hani siteni kapattık seni de tutukluyoruz hesabı. Gelen giden olmadı.

Tehdit mailleri falan çok aldım. Ancak boştu bunlar, yoktu bir suratım internette. Zaten gidip kapatılacak siteler listesine ekleyebiliyorlardı. O bakımdan susturuldum da susturuldum.

Sonra böyle sürüp giderken nasıl olduysa istatistiklerine baktım aylar sonra sitemin. Düşüş vardı. Ben de kayıt ettim birkaç yere. Bloxoo'da bunlardan biri.

Sonra yıllar sonra ilk defa başka insanların bloglarına girdim :). Blogger'daki üstteki barı kaldıralı yıllar oluyor. Eskiden arada bir tıklardım o bara. Hep elin gavurunun siteleri çıkardı. Ne bileyim, bebek resimleri olurdu o zamanlar. Bilgisayara meraklı babaların koyduğu. Arada çiçekli böcekli pembeli kız siteleri.

Bakıyorum da şimdilerde ekşi sözlüğün jargonu almış yürümüş. Blogçular hep belden aşağı çalışıyorlar. Benim gibi bir şeyler yazalım diyen pek yok. Yedeklenecek pek bir şeyleri de yok zaten. Düşünüyorum da, acaba aykırı fikirlerimi inadına yayınlama isteğim olmasaydı ne diye blog açacaktım ki ?

Okunsun diye yazıyoruz. Sonuçta, bilinsin bazı şeyler. İnsanın yazdığı yazıları bir yerlerde görmesi güzel oluyor. Doğrusu içi dolu olursa insanın yazdıkları da farklı olur, daha da kalıcı olur.

Küresel Isınma Üzerine

Bugün dünya petrol üretiminin %25'ini Amerika tek başına tüketiyor. Su bile benzinden dah ucuz bu ülkede. Şimdi aldı başını gidiyor küresel ısınma. Vaktiyle bilim insanları ozon tabakasındaki deliği fark ettiklerinde az yaygara çıkarmamışlardı. Şimdi noldu ? Yalan oldu . Kanada ve Peru'daki bazı cilt hastalıklarının sebebi anlaşılmış oldu. Konu da kapandı.

Bu ısınma olayı ise şaka değil. Mesele ise bence daha farklı. Mesele bence gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere karşı tavrı. Bu çok bildik bir şeydir. İnsan hakları falan vardır bu bağlamda. Yanlış anlaşılmasın Ruanda'da 1994'te 1 milyon insanın ölmesine sebep olan Belçika ve Hollanda gibi devletlerden bahsediyorum. Bu devletlerin sadece kendi insanına karşı ince olması ne ilginç!?! Tabi bizim hükümetin de Darfur'daki katillere ev sahipliği yapması, oradaki katliama ses çıkarmaması ama Gazze için kıçını yırtması gibi tutarsızlıklara da karşıyım. Mesele konunun bir tür baskı aracı olarak kullanılması.

Ben kurdum sanayimi, kirlettim nehri, havayı, gölü. Ben yaptım ama sen yapamazsın diyor batı. Bu konuya dikkatinizi çekmek isterim.

Bana yasak olan nedir ?

Ben size söyleyeyim. Zengin kimdir ? Zengin ancak yanındaki adama göre zengin olabilir. Eğer adamın ondan fazla parası varsa zengin bir anda zengin olmaktan çıkar. İşte bu bir tür merdivende durma işidir. Halklar böyle şeyleri severler. Komşunun komşuya düşmanlığından bahseder Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt'te. Yani bizlerin fakir kalması üstüne kuruludur tüm düzen. Biz derken, bizler de Hindistan bin yıl daha farkir kalsa memnun oluruz.



İşte bana yasak olan onun seviyesine çıkmamdır. Olay şudur ki onlar bir seviyeye gelmiştir. Onu taklit ederek o seviyeye çıkamazsınız. Çünkü taklit aslını yaşatır :). Çünkü oraya çıktıktan sonra sizin oraya çıkmanızı engelleyecek ve basamkları kaldıracaktır.

Peki küresel ısınma konusunda bizim de bir sorumluluğumuz yok mudur ?

Hem oluşmasında hem çözümünde katkılar da bulunmalıyız. Esas olan bizim çıkarlarımızdır. Böyle kuru gösterilere ve duygusallığa kapılmanın bize de dünyaya da bir hayrı yoktur. Gelişmiş devletlere dikkat etmek gerekir. Asıl sorumluluğun onlarda olduğunu hatırlatmak gerekir. Çünkü size verirler gazı ama kendi vatandaşına asla bir yaptırım uygulamazlar. Çok açgözlü ve bilmiştirler. Bizleri parmağında oynatırlar. Tasarruf ve temiz enerji kaynaklarına yönelmekte mantık çerçevesinde fayda vardır.